Kayıtlar

Temmuz, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

BİR KUŞAĞIN TANIKLIĞI

  BİR KUŞAĞIN TANIKLIĞI  68 ve 78 Kuşaklarının İdealleri ile Günümüz Arasında Bir Karşılaştırma Cumhuriyet'in ikinci nesli olarak adlandırabileceğimiz bizler, 1960’ların sonu ile 1970’lerin ortalarında şekillenen; toplumsal uyanışın, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve bağımsızlığın neferleriydik. 68 kuşağının ilmek ilmek dokuduğu fikirsel direniş, 78 kuşağında sokağa ve kitlesel mücadeleye dönüştü. Eylemlerimiz yalnızca politik değil, aynı zamanda etik ve vicdanîydi. Biz, “eşit işe eşit ücret” ilkesine, “herkes için adalet” şiarına, kadına, çocuğa, doğaya ve hayvana duyduğumuz saygıya yürekten bağlıydık. Kapitalizmin kör kâr düzenine ve emperyalist kuşatmalara karşı mücadeleyi bir yaşam biçimi olarak benimsedik. Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan, Mahir Çayan, İbrahim Kaypakkaya gibi genç yaşta darağacına gönderilen önderlerimiz yalnızca bir ideolojiyi değil, hakikatin peşinden yürüyen bir ahlakı temsil ediyordu. Aynı yıllarda Ernesto “Che” Guevara gibi isimler tüm dünyad...

HAYAD'LIK YAŞAMLAR

HAYADLIK YAŞAMLAR Yaşın gölgesinde büyür her ömür; Hayadla yürür, harmanda yoğrulur. Uzun anın uykusuz geceleri… Kara toprakta usulca son bulur. Yılların yükünü çeken bedenler, Serin gururlu yorgun yürekler, İz bırakarak geçen o günlerin... Hatıralarıyla var olur düşler.   Geçmişle hesaplaşan keşkelerin, Yaşam boyunca dökülen alınterin. Bedende taşınan ömürlük çile Gizleriyle yankılanır yüreğin. Bilim Nesin Eryaman 18.08.2025 08.08 ..... Uykuya değil, duaya yat sen bu gece. Ananın sözü gibi huzur dolsun içine. Tanrım! Uykudan gayrı koydurmasın başını yastığa. Dertleri uzak, huzuru yakın etsin her gece. Eryaman 18.08.2025 22.05

CUMA DERESİ VE CİNKÖPRÜ

GÖZLERİME KÜSTÜM  Hayad'lık Yaşamlar  CUMA DERESİ VE CİN KÖPRÜ  Dere suyunun şırıltısını, samyeli gibi insanın yüzünü okşayarak esen rüzgârın yapraklarda çıkardığı hışırtıyı, kuşların cıvıltısını dinleyerek Cuma Deresi’ne iniyorlardı. Güneş önlerine gelmiş, yüzlerine vuruyordu. Zeliha, dere suyunun öbür tarafında gördüğü kulübeyi göstererek: — Hala, şu karşıda derenin kenarında bir ev var; köylerden uzakta kim oturuyor orada? — Ora ev değil Zele, dermen; dermenci oturur orada, dedi Mediha. — Ya! Ekinleri çuvallara koyup un yapmak için oraya mı götürüyorlar dedemgil? — Evet. — Orada ekinleri nasıl un yapıyorlar, sen hiç gittin mi? — Tabii gittim. İki tane kocaman yuvarlak taşı birbirinin üstüne koymuşlar. Üstteki döndükçe ortasındaki delikten giren ekinler un oluyor. — Ya! Taşlar, anamın bulgur çektiği taş dermenden kocaman mı? — Tabii kocaman, yoksa ekinler un olmaz ki. — Peki, ne kadar kocaman? Mediha eliyle yanına çağırdı: — Gel yanıma da gösterelim, dedi. Zel...

DİKENLİ GÜL

DİKENLİ GÜL Sevdasız beden olur mu, Gülüm? Bilirim, dikenlisin; Her gülüşünle, Acıtırsın canı, yüreği. Bırak, Yazılsın hüzünle sevinçler: Solgun mürekkeple Kalem kalem, Satır satır. Bir araya gelinmese de, Dökülsün ayrılıklar kelimelere. Yazılmazsa sevdalar, Gülüm, Dikenler unutulur mu? Bilirim, her gülüşte Biraz hüzün, Biraz tebessüm, Gülüm, Bir demet de sevgi gizlidir. Bilim Nesin Eryaman, 16.07.2025 – 12.00 `

MUM IŞIĞINDA FULYA

MUM IŞIĞINDA FULYA   "Vicdanı ile yol alanlara bir teşekkür yazısı"  Biliyor musunuz arkadaşlar, bu ülke Atatürk ve Cumhuriyet’le kendine geldi.   Atatürk sevgisi, Cumhuriyet sevdası olan insanların elleri ve yüreklerinin üzerinde duruyor bu memleket.   Ülkemin dağ gibi sorunları son yıllarda daha da çoğaldı. Bir ölçü bulup üst üste koysak, bilin ki Everest’i bile aşar bu dertler.   Çözüm bulması gerekenler mi? Onlar sadece “ben” diyorlar; “biz” ve “ülkemiz” demiyorlar.   Bencillik, duyarsızlık, ilgisizlik, açgözlülük, çıkar hırsı ile rant ve talan bir araya gelince, insanların derdine, ülke sorunlarına çözüm üretmek onların derdi olmuyor.   Oysa bir ülkenin gerçek sahipleri, elini taşın altına koyabilen vicdanlı insanlardır.   Bu durum karşısında, güzel yürekli insanlarımız kendilerince bir çaba içerisine giriyor; bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.   Bunlardan biri, benim de yakından tanıdığım Fulya Hanı...

FERYAZ USTA

 GÖZLERİME KÜSTÜM kitabımdan bir bölüm FERYAZ USTA  Satı Bacı ile Çoban Fazlı'nın Oğlu Herkes onu "Feryaz" diye bilir. İş yerindeki arkadaşları ise kısaca “Ferya” der. Nüfus kaydında da adı böyle geçer: Ferya. Babası çobandır, anasıysa köylü bir ev kadınıdır. Aynı köyün çocuklarıdır Satı Bacı ile Çoban Fazlı; birbirlerine sevgiyle birlikte saygı ve sadakatle bağlıdırlar. Her zorluğu birlikte aşar, her sevinci birlikte paylaşırlar. Yaşadıkları yer zorlu bir coğrafyadır. Ekilecek tarla az, hayvanlara zahra (yem) bulmak güçtür. İlkbaharın sonundan sonbaharın başına kadar yaylada yaşarlar. Yayla, hayvanlar için iyidir; ot bol, su bol, hava serindir. Ama kış gelince orada yaşamak olanaksızdır. Ekimden mayısa kadar kar ve ayaz eksik olmaz. Çoban Fazlı da diğer yöre çobanları gibi, kışları Polatlı ya da Haymana köylerine gider; ağaların yanında çobanlık yapar. Hem kendi sürüsünü güder hem de onlarınkini. Üstüne birkaç kuruş da kazanır. Satı Bacı ise altı ay boyunca Yazıca Köyü’n...