Kayıtlar

Mayıs, 2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

AKLINI İPOTEK ETTİRENLERE

 AKLINI İPOTEK ETTİRENLERE Var Olan Akıl, Kullanılmayan Zeka Duyduğuna İnanan, Okumayan, Zekâsını Kullanmayan, Geliştirmeyenler İçin Hatırlatma: Bilgi çağında yaşıyoruz ama cehalet altın devrini yaşıyor. Okumayan, araştırmayan, yalnızca duyduklarıyla hüküm veren bir kitle var ortalıkta. Kulaktan dolma cümlelerle koca bir hayatı yöneten insanlar... Ne yazık ki bazıları her şeyi bildiğini sanacak kadar cahil, bilmediğini fark edecek kadar da zeki değil. Bu yazı; aklını kiraya verenlere, düşünme zahmetine girmeyenlere, her lafa inanan ama hiçbir gerçeği sorgulamayanlara… kısaca okumayan, anlamayan ama her konuda fikri olanlara hitaben yazılmıştır. Aklı Var Ama Zekâyı Kullanamayanlar Üzerine: Kimilerine göre akıl ile zekâ aynı şeydir, ama değildir. Akıl; çoğu insanda doğuştan bulunur, ama zekâ; emek ister, bilgiyle beslenir, deneyimle gelişir. Akıl; bir pusula olabilir, ama o pusulanın ne yöne döneceğini zekâ belirler. İşte bu yüzden, sırf aklı var diye bir insanı “bilge” ya da “doğruy...

KIBRISCIK’TA EĞİTİM MUCİZESİYDİLER

 Kıbrıscık’ta Eğitim Mucizesiydiler: Merkez Zafer İlkokulu ve Kıbrıscık Ortaokulu Kimi yapılar vardır ki yalnızca taşla, kireçle, tuğlayla, tahtayla değil; umutla, emekle ve alın teriyle örülür. Onlar birer bina değil, bir dirilişin, direnişin, kalkınmanın, hatta bir varoluşun sembolüdürler. Kıbrıscık’ta halkın ve dönemin kaymakamının sırtında taş taşıyarak, köy köy gezip kazak, çorap, torba, havlu gibi satılabilecek ama halkın geçim kaynağını zedelemeyecek ürünleri toplayarak; bunları satarak ve devletten bir kuruş destek almadan kendi imkânlarıyla inşa ettikleri iki okul: Merkez Zafer İlkokulu ve Kıbrıscık Ortaokulu. 1958’de Kıbrıscık ilçe olduğunda, Karadoğan Köyü merkez kabul edildi. İlk kaymakam Necmettin Utkan, sırtında taş taşıyarak okulların temelini atan kişiydi. Ancak o kıvılcımı meşaleye çeviren, halkın bizzat kendisiydi. Yüzyılların biriktirdiği cehalete karşı açılan bu savaşta, başöğretmen Muhittin Yaman'ın öncülüğünde herkes elini taşın altına koydu. Kadınlar sırtları...

HAVA EBEMİN TÜRKÜSÜ

HAVA EBENİN TÜRKÜSÜ POLATLI OVASI Ekin ektim tarlaya Başak durdu buğdaya Satı’m ala orağı Biçip çekse harmana Polatlı'nın ovası Yüreğimin yarası Gidenler hiç dönmüyor Yadel oldu sılası Bostanda gara gabak Bozkırda ova çorak İnce çarık ayakta Satı’m yüreğim yolak Polatlı'nın ovası Yüreğimin yarası Gidenlerden haber yok Yadel gayrı sılası Samanlıkta saman yok Ciğerimde yangı çok Satı’m gitti gurbete Hâlim nedir soran yok Polatlı'nın ovası Yüreğimin yarası Giden gitti gelmiyor Karsak O’nun sılası Ocakta guru kütük Gözümün nuru sönük Satı’m selam yollar da Hasret ateşi körük Polatlı'nın ovası Yüreğimin yarası Selamlar ısıtmıyor Soğuk kaldı sılası. Bilim Nesin Eryaman 10.05.2025 18 30

SESSİZ DUVARLAR, SAĞIR KULAKLAR

 Sessiz Duvarlar, Sağır Kulaklar Her zamanki gibi bugün de ekmeğimi aldım. Ödememi yapıp, bastonumu tıklata tıklata merdiven başına geldim. Tırabzanı bulup sol elimle tutarak basamakları ağır ağır çıktım. Giriş kapıları iki yana açılmış, karanlık bir dehlizi andıran bir yerdeyim şimdi. Görmüyorum, ses de duymuyorum. Yanımdan gelip geçen de yok. Seslendim: — Bana yardımcı olabilecek biri yok mu? Ne ses veren oldu ne de yanıma gelen. Biraz bekledim. Bu kez daha yüksek bir sesle: — Burada kimse yok mu? Bir bayan geldi yanıma, sanırım genç bir kızdı. — Buyurun efendim, ne istemiştiniz? diye sordu. — Başkan Bey ile görüşmek istiyorum, dedim. — Sizi özel kalemle Ali bey ile görüştüreyim, dedi. Kolumdan tuttu, bir süre ilerledik. Herhangi bir odaya girmeden, geniş bir boşluğun köşesinde kolçaklı bir sandalyeye oturttu beni. Göremiyordum ama ortamı hissedebiliyordum; bir yerlerden rüzgâr esiyordu. "Neden bir odaya girmedim de burada oturuyorum?" diye düşünürken bir ses duydum. Anlama...

VAZGEÇMEDEN İNATLA

VAZGEÇMEDEN İNATLA  Bir tebessüm kadar masumdu, Kara gözlü bebeğin içindeki umut. Kimseye yük olmadan yürümeliydi; Dolambaçlı olsa da yol, daima dürüst… Her köşede ışık var sanılır. Görmese de gözler zamanla Hisseder kalplerin sıcaklığını. Seçilmese de sesler kulakla, Yürekten duyulur, söylenmeyenler. Anlayarak yaşamaktır insan olmak. Anlatılmayan mutlaka vardır; Fakat anlatmaya değer şeylerse, Yazılır… Kalp koyulursa ortaya, Bir gün biri anlasın diye değil, İçindeki sevgi bilinsin diyedir. Saygıyı yitirmeden hiç, Sustuğun yerde bile konuşursun tenden. Hoşgörü sarılıysa yüreğinin tam ortasında, Kıranları bile onarsın zamanla. Kuşkusuz yorulacaksın; Ama yılmadan yürümelisin hedefe. Bir kapı kapansa, Aralamaya çalış başka birini… Sessizce, nazikçe… Ama inatla. Çünkü bil ki, Seninle birlikte yürümeyenler de olsa, Yarı yolda bırakılsan da, Devam etmelisin. Sevgiyle başladığın bu yolda, Saygıyla büyümeli, Hoşgörüyle söylemeli, Ki her şeye yetersin. Ve hep… Vazgeçmeden. İnatla. Bilim Nes...