Kayıtlar

Ağustos, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KAMUOYUNA DUYURUMDUR

KAMUOYUNA DUYURUMDUR Silahların sustuğu, terörün olmadığı, insanların ayrıştırılmadığı; barışın, kardeşliğin ve huzurun egemen olduğu bir memleketi kim istemez ki? Demokratik değerlerin korunduğu, herkesin eşit yurttaşlık temelinde yaşadığı, hukukun üstünlüğünün temel alındığı ve insanların inançları, düşünceleri, kimlikleri ya da görüşleri nedeniyle ayrıştırılmadı bir düzeni kim istemez? İnsanların birbirine düşman edilmediği, herkesin güven ve huzur içerisinde kardeşçe yaşadığı bir dünyayı kim istemez ki? Elbette hepimiz isteriz. Ancak barış ve kardeşlik adına atılan her adımın; Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluş felsefesine, Anayasamızda güvence altına alınan laik, demokratik ve sosyal hukuk devleti anlayışına ve kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olması gerektiğine inananlardanım. On binlerce insanımızın hayatını kaybetmesine neden olan kişi ve gruplara ayrımcılık, korumacılık, kollamacılık, imtiyaz ve özgürlük sağlayacağı açıkça belli olan bu “çerçeve” düzenlemesini ...

ÖTLEĞEN KUŞU

 Anılardan Bir Demet ÖTLEĞEN KUŞU İlkokul ikideydim. Abim getirmişti o kitabı. Mavi renkli ve sert kapaklıydı; ortasına iplikle dikilmiş, okunan sayfayı belirlemeye yarayan bir bağ vardı. Sert kapağın üzerinde, kapakların açıldığı tarafı içe kıvrılmış parlak bir kâğıt kapak daha duruyordu. Alt köşede küçük harflerle “HALİL KOCAGÖZ” yazıyordu, onun da altında gökte uçuyormuş gibi bir kuş resmi vardı. Resmin üstünde kalın harflerle yazılmış kitabın adı: “ÖTLEĞEN KUŞU”. Nasıl bir kuştu bu, bilmiyorum; hiç görmedim. Adını da duymamıştım. Ne demekti, anlayamadım. Bu, gerçekten yaşayan bir kuş muydu, yoksa öylesine bir isim mi verilmişti? O zamanki ansiklopedilere, kitaplara baktım; adı görünmüyordu. Merakımı artıran ismi bile güzel gelmişti bana. Kitabı okudukça anlamıştım; benden beş yaş büyük can abim, bana sadece bir kitap değil, yüreğe dokunan sevgilerin izini de getirmişti o gün: okuma sevinci, arkadaş sevgisi, doğaya, insana, hayvana duyulan sevgi… Sevgiyle yaşamayı. Âşık olma...

EŞEK?!

EŞEK... En güzel gözle bakarsın etrafa, Getir götür, başlarsın taşımaya. İyi yaparsan buyrulan işini, Kıçında şaplak: Aferin sıpaya. Dersin bize, yük taşıyan sırtlarız, Boz tenimizle güneşte parlarız. Doğru izle giderken hak yolunda, Hep yüzde yediyle yokuş çıkarız. Bilirsin çilesi çoktur hayadın, Ahenk bulsun rahvanla adımların. Gıcırdayan çarkların arasında, Tadı baştan güzel olsun arpanın. Heybeyle taşınan alın terleri, Hatırlanır mı semerin yükleri? Aklını uyutursan bu zamanda, Çalınır tüm meranın çiçekleri. Düzen denilen çelik süngülü at, Eline geçirdiyse aman dikkat! Adalet yolunda doğru olsan da, Sana düşer ancak bodrumdaki kat. İş görürken "aslan paşam" der sana, Çıkarlar varsa gelirler yanına. Hin sezip kartal gözüyle bakarsan, Yılan diliyle söverler şahsına. Seni sen yapan o güzel yılları, Hayad yükünü taşıyan sırtları, Unutur hak yolundan yoksun olan, Ayağı rant çalan beygir nalları. Eşek der; yükle sınarlar dünyada.  Taşır sabırları susar her anda,  Emek yolunda s...