Kayıtlar

Ocak, 2026 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

İSTİSMAR, ÇARPITMA VE DİN

İSTİSMAR, ÇARPITMA VE DİN Bayrak indirme olayı canımı fazlasıyla sıkmışken, bugün okuduğum bir haber üstüne adeta tuz biber ekti. Ne zamandır yazmayı düşündüğüm konu bugüne kısmet oldu. Basında ve medyada yer alan olaylarla birlikte, bizzat gözlemlerime dayanan acı bir gerçeği paylaşma ihtiyacı duydum. Son yıllarda kamuoyuna yansıyan haberler, özellikle kadınlar ve çocuklar üzerinden yürüyen ağır istismar vakalarını gözler önüne seriyor. Üç yaşındaki bir çocuğa yönelik cinsel istismar iddiasıyla yargılanan bir vakıf yöneticisi ve mağdur annenin adliye önünde adalet nöbeti tutmak zorunda kalması, bu tablonun yalnızca son örneklerinden biri. Defalarca okuyup işittiğimiz benzer olayların, farklı tarikat ve cemaat yapılarında tekrar tekrar ortaya çıkması ise meseleyi bireysel sapkınlıkların ötesine taşıyor ve daha derin bir sorgulamayı zorunlu kılıyor. Bu sorgulama yalnızca haberlerle sınırlı değil. Bizzat karşılaştığım kişilerle yaptığım soru-cevap söyleşilerimde, 120’den fazla kişiye — a...

BİZ

 BİZ Biz,   Ağaç kadar gerçek,   Orman gibi tektik.   Bulutların özgürlüğünü yüreğimizde,   Yağmurların bereketini   Gönlümüzde taşıdık,   Herkes için.   Toprağın sabrını,   Güneşin aydınlığını,   Ufuktaki bulutu,   Ellerimizde tohum,   Gözlerimizde umudu   Gür sesimizle haykırdık,   Herkes için.   Karanlık delhizlerde,   Elimizde kazma,   Ayağımızda postalla,   Nasır  tutmuş ellerimizle,   Aydınlık uğruna   Biz ürettik,   Herkes için.   Kalem tutan ellerdik,   Bilgi sunan diller,   Kitaplardaki öyküler,   Sayfalar arasında kalmasın.   Işığa giden yol   Görülsün istedik,   Herkes için.   Türkü olup söylendik,   Horon olup dellendik,   Resme düşen renkle,   Şiirde yankı bul...

EĞİTİMİN ÇIKMAZ SOKAKLARI

EĞİTİMİN ÇIKMAZ SOKAKLARI Bir toplumu anlamanın en kestirme yolu, okuluna bakmaktır. Okulun dili, öğretmenin konumu, velinin beklentisi ve çocuğun algısı… Bunların her biri, yalnızca eğitim sistemini değil; o toplumun akıl sağlığı, vicdan ve geleceğe bakışını da ortaya koyar. Bugün eğitimde gelinen nokta, bir reform eksikliği ya da mevzuat sorunu değildir. Karşımızda, uzun yıllara yayılan bir yön kaybının, ölçüsüzlüğün ve kamusal aklın zayıflamasının sonucu vardır. Eğitim, toplumu birleştiren bir alan olmaktan çıkmış; sosyal ayrışmayı tetikleyen ve derinleştiren paralel yapılara bölünmüştür. Okul giderek bir hak alanı olmaktan uzaklaşmış, karşılığında beklenti satın alınan bir hizmet alanına dönüşmüştür. Bu dönüşümle birlikte eğitim; eşitleyen değil ayıran, güçlendiren değil üstün olmayı ve ben duygusunu keskinleştiren bir yapıya bürünmüştür. Öğrenmenin yerini tüketim, bilginin yerini vitrin almıştır. Bir zamanlar öğretmen yol gösteren bir otoriteydi. Sınıf; sınırları, kuralları ve...

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E BOLU

OSMANLI’DAN CUMHURİYET’E BOLU Bolu’nun Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş süreci, yalnızca yerel bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda kurtuluş ve kuruluş sonrası Türkiye’nin modernleşme sancılarının da küçük bir aynasıdır. Bölgenin Osmanlı dönemindeki toplumsal yapısı, padişaha ve halifeye bağlılık üzerinden şekillenmişti. Yerel eşraf ve dini önderler, bu bağlılık söylemini güçlü biçimde kullanıyor; Birinci Dünya Savaşı sonrasında İngiliz etkisi altındaki İstanbul Hükûmeti’nin propagandası Bolu ve çevresinde ciddi bir karşılık buluyordu. Bu atmosfer, Milli Mücadele’nin başladığı günlerde Ankara merkezli direnişin bölgede yeterince görünür olmasını zorlaştırdı.   Yerel önderlerin ve gayrimüslim unsurların da katılımıyla büyüyen isyanlar, Bolu, Düzce, Adapazarı ve Hendek’ten başlayarak Gerede, Kızılcahamam, Göynük, Mudurnu, Beypazarı ve Ayaş üzerinden Ankara’nın çok yakınına (28 km) kadar ulaştı. Ankara hükümetini kaldırmayı, Milli ordunun kuruluşunu engellemeyi hedefleyen, fiilen...

YILBAŞI KUTLAMASI VE DİN

YILBAŞI KUTLAMASI VE DİN Din, Kültür ve Zaman: Neyi Neden Karıştırıyoruz ? Yılbaşı üzerinden yapılan din temelli eleştiriler, söylemler ve değerlendirmeler, hatta zaman zaman şiddete varan eylemler, meseleyi bilgiyle değil niyet okumasıyla ele alan bir yaklaşımın ürünüdür. “Hristiyan geleneği, inancı, adeti” gibi genelleyici ifadeler, hem tarihsel hem de sosyolojik olarak gerçeği yansıtmaz. 1 Ocak’ta kutlanan yılbaşı, bugün dünyanın büyük bölümünde kullanılan miladi takvimin takvimsel bir başlangıcıdır; dini bir ibadet ya da inanç ritüeli değildir. Miladi takvim, temelde Dünya’nın Güneş etrafındaki hareketini esas alan astronomik ve bilimsel hesaplara dayanır. Başlangıç noktası olarak belirli bir tarih referans alınmış olması, onu dini bir takvim hâline de getirmez. Takvimle inancı birbirine karıştırmak, toplumu aydınlatmaz; aksine kafa karışıklığı üretir ve ayrıştırır. Bir davranışın “Müslümanlar tarafından yapılamaz” sayılabilmesi için açık bir dini yasak, net bir ibadet bağı ve ke...