CEHALETİN ÖRGÜTLÜ DİLİ

CEHALETİN ÖRGÜTLÜ DİLİ

Bugün dernek grubumuzda cehaletin örgütlü diliyle karşılaştım.

Nedir bu cehaletin örgütlü dili? Anlatayım.

Üniter devlet yapısını ve onun kuruluş felsefesini düşman gören birinin yazdığı bir yazı paylaşıldı grupta. Yazıda, ülkemizi ağır bir travmaya sürükleyen son olay üzerinden;  devletimizin kurucu liderine, onun kurduğu partiye ve kamu kurumlarına ağır hakaretler yağdırılıyor, mesnetsiz iddialarda bulunuluyordu.

Yazan kişi bununla da yetinmemiş, meseleyi bazı marjinal gruplarla eşleştirerek nefret dilini körüklemiş; toplumsal yaşamdaki tüm çürümeyi bu kurumlara bağlamış. Çıkış yolu olarak da sadece inanç ağırlıklı yasaklama sarmalı öneren bu metin, küfre varan bir üslup kullanmaktan da geri kalmamış.

Birlik ve beraberliğimizin tesisi için çaba gösteren arkadaşlarımızın oluşturduğu dernek grubumuzda paylaşılan bu metin, aslında bireysel bir paylaşımın ötesinde toplumsal bir semptomdur. İşin acı tarafı da kendisini belli bir kariyerde gösteren kişinin bu ayrıştırıcı, mesnetsiz iddialarda bulunan metni; birlikteliği hedeflemiş bir grupta paylaşmasıdır.

İçinde "katil, sapık, hain, kapatılsın, yasaklansın" gibi ağır ifadelerin geçtiği bu metinlerin kabul görmesi tesadüf değildir; bu, akademik bilginin karşısına dikilen bir anlayışın sonucudur.

Akademik hayata başladığımdan bu yana 43 yılı, toplamda 66 yılı geçen yaşamımda, benden yardım isteyen her çocuğa destek olmaya çalışan bir eğitimci olarak şunu net bir şekilde görüyorum:

Ülkemizde toplumsal algı kapasitesinin, daha önce yazdığım bir yazımda da belirttiğim gibi 11 yaş civarına sabitlenmiş olması, bu tür ayrıştırıcı söylemler için en verimli tarladır.

11 yaşındaki bir çocuk için dünya sadece "iyiler" ve "kötüler"den ibarettir. İyiyi kötü gösteren söylemler yoğunlaştığında, bu bilişsel seviyede takılı kalan zihinler, karmaşık sosyolojik olayları analiz edemez; bunun yerine suçun nedenini, o ayrıştırıcı yazıyı yazanın dillendirdiği "Kemalizm" veya "Netflix" gibi somut düşmanlara indirger. Ama Kurtlar Vadisi gibi şiddet içeren medya gösterilerini, çarpık aile ilişkilerini ortaya döken televizyon programlarını görmezden gelir. Bu basitlik, sorgulama yetisi köreltilmiş kitleler için sahte bir haklılık hissi yaratır.

Bu durumun en acı örneği, bilginin hiyerarşisinin yıkılmasıdır. Bugün, akademik kariyerini ve doktorasını  Atatürk ilke ve devrimleri alanda tamamlamış bir uzmanın karşısına geçip, hiçbir tutarlılık göstermeden "Kurtuluş Savaşı yapılmadı" diyebilecek kadar tarihi gerçekleri inkar edebilen o fütursuz özgüven, aslında "bilmediğini bilmeme"  hastasıdır. Bunlada halk dilinde okur yazar da olsa zırcahil denir.

Binlerle ifade edilecek sayıda kitap okumuş bir eğitimcinin her kelimeyi tartarak konuştuğu yerde, tek bir bilimsel kaynak süzgecinden geçmemiş kişilerin hakikati tekeline aldığını sanması toplumsal bir gerilemedir.

Metinlerde sıkça rastladığımız "cinsel çürüme" vurguları ise genellikle bir yansıtmadır.

Tarikat, cemaat gibi kendi kapalı yapılarındaki çürümüşlükleri görmezden gelenler, bu öfkeyi dışarıdaki bir "öteki"ye yönlendirerek içsel bir arınma yaşadıklarını sanırlar.

Oysa gerçek ahlak, korkuyla değil, hür bir vicdanla inşa edilir.

Günümüz eğitim sistemimizin "yaparak-yaşayarak öğrenmeyi" dışlaması,  paylaşımcı ve yardımlaşmayı öngören eğitimden uzaklaşılması, bizi bu ayrıştırma dilinin kucağına itmiştir.

40 yılı aşkın süredir eğitimin içinde iyi bir gözlemci olarak bulunmuş biri olarak söylüyorum: Gerçek çözüm, dışarıda suçlu aramak değil, insanın kendi içindeki "vicdan terbiyecisi"ni, yani zihinsel olgunluğunu inşa etmektir.

Zeka yaşımızı 11’den gerçek yetişkinlik seviyesine taşımadığımız, akademik bilgiye ve liyakate saygı duymayı öğrenmediğimiz sürece, bu tür kalemler toplumun nabzını değil, sadece cehaletini tutmaya devam edecektir.

Karanlık sadece ışık yokluğunda değil, bizler gerçeğe gözlerimizi kapattığımızda galip gelir.

NOT: Bu yazıyı yazmama neden olan metin okumak isteyenlere özelden gönderilir.

Bilim Nesin 
Eryaman 18.04.2026 23.59

Yorumlar

  1. Yanıtlar
    1. Gönderebilmem için özelden bana ulaşmalısınız

      Sil
  2. "Bu tür beyinlerin,bu söylemleri bilerek kasıtlı yaptıklarına inaniyorum. Kurtuluş Savaşı yapılmadı demek,kendisini inkar etmektir.bir digetibise keşke yunan galip gelseydi dedi,yapılmayan bir savaşın galibi olurmu.?
    Bu hainler dün vardı,bugünde var ,yarında olacak.
    Harikulade bir yazı olmuş kutluyorum abisinin selamlar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Grupta paylaşılan yazıyor seni de görseydin Ramazan abi kesinlikle bir şey yazardım belki de benden daha ağır ifadeler kullanırdın. Kim olduğunu tahmin ediyorum ama yine de emin olmak için özelden yazarsan o yazıyor WhatsApp'tan gönderebilirim. Saygı ile selamlar

      Sil
  3. ALLAH RAZI OLSUN ÇOK GÜZEL BİR CEVAP OLMUŞ..AMA CUMHURİYET VE ATATÜRK DÜŞMANLARINDA YALAN BİTMEZ…

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İsimsiz de olsa seni tanımak benim için zor almadı teşekkür ederim kardeşim

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ACI GERÇEĞİMİZ: KIBRISCIK

ANAM

İLÇEMİZDE EĞİTİM ATILIMI