UNUTULAN IŞIK: YADE

UNUTULAN IŞIK: YADE

Bir zamanlar kadın göğe yakındı, alçak değildi yeryüzünden. Adı “hanım”dı, “hatun”du; iktidarın ortağı, sözün sahibi, soyun direğiydi. Kurultayda yeri belliydi, fermâna adı yazılır, savaşta, barışta, her cemiyette o vardı. Ve kimse ona: “Usulün bu değil” demezdi, çünkü varlığı saygıyla harmanlanmış bir örftü, bir adetti, gelenekti özgürlüğü. Sonra… Başka rüzgârlar esti Anadolu’ya, başka gölgeler düştü avlulara, karanlık gölgeler… Din geldi, ama dinle birlikte kültür de yürüdü. İnanç değil gelen, Türk kültüründe olmayan dayatmalar ağır bastı. Kadın birden evin içine hapsoldu, hayatın dışına itildi. Adı vardı, ama izi bastırıldı. Ne ayet kadını bu kadar küçülttü, ne kader, Kadına şiddet niye. Neden!? oysa onun yeri Cennetti. Onu ezen: asırların taşıdığı karanlık bir gelenekti, öz kültüründe olmayan önüne konulan. Konuşuyordu Batı, kitap yazıyordu, pankart açıyordu. Duvarlara kazınan. “Kadın hakları” diyordu ama kadın hâlâ ücretin yarısını alıyordu. Slogan büyüktü, hayat kadın için çekilmez küçüktü. Söz çoktu, adalet seyrek. Ve Anadolu’da bir adam. Sessiz bir çapa gibi toprağı eşeledi, tarihin köküne indi. Kaldırmadı, toprağı kazdı. Kadını yerden almadı, yerine iade etti. Atatürk, kadını icat etmedi, ona geçmişini gösterdi. Bu milletin unuttuğunu Atam asla unutmadı. Kadını süs değil, milletin özü yaptı. Seçim hakkı verdi değildi; asıl yaptığı: kadına insanlık onurunu geri vermekti — amacı. “Dünyada her şey kadının eseridir” derken bir övgü değildi yaptığı; Kara Fatmalar, Şerife Bacılar, Tayyar Hanımlar, Nene Hatun, Elif’in kağnısıydı aklındaki. Bir hüküm kuruyordu. Besbelli. “Türk kadını yerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde yükselmeye layıktır” derken romantik değildi. Gerçekçiydi. Çünkü gerçek devrim, kadını ayağa kaldırmaktı. Ve bugün… Kadın yine geriye itiliyorsa, bilin ki bu yeni değil. Toprak ağırdır. Işık her zaman geç süzülür. Ama unutma: Bu toprak, bir gün yeniden kazılır. Bir gün kadın yine göğe yaklaşır. Çünkü Türk’ün kültürü kadını yere değil, yıldıza bakarak büyütür. Atatürk: Batıcı olmadı, Türk’e varlığını hatırlattı. Dini yıkmadı, kültürle karanlığı ayırdı. Kadını kurtarmadı, milleti tamamladı. Ve şimdi görev başkadır: Karanlık örtülerin içine gömülmek istenen kadını aydınlığa çıkarmaktır. Atatürk kadını özgürleştirmedi; Türk’ün hafızasını diriltti. Kadın; Türk’ün özünde hanım’dır, hatun’dur, Türk milletinın öz varlığı; eştir, hayat arkadaşıdır, yoldaştır, karıdır. Bilim Nesin Eryaman 09.12.2025 10:00

Yorumlar

  1. Üstadım. Ağzına ve yüregine saglık. Layık olanı , gerçeği anlatmışsınız. Tebrik ediyorum.saygılar.
    1971-1974 Kırıscık ortaokulu
    Alim yaralı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dostum teşekkür ediyorum saygı bizden sevgiyle selamlar.

      Sil
  2. Nazmi,
    canım benim.Tebrik ediyorum.Ne güzel dile getirmişsin.Sevgiyle kucaklıyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Abiciğim teşekkür ediyorum. Müşerref ablama da selamlarımı sunuyor ellerinizden öpüyorum. Sağlıcakla kalın.

      Sil
  3. Nazmi abi, gecmisten gunumuze yasadiklarimizi ne guzel ozetlemissiniz... Turk'un hafizasinin tez vakitte yeniden dirilmesi dilegiyle!! Kaleminize, yureginize saglik!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dileğim de bir an önce geçmişi okuyup öğrenmesi gerçek kimliğinin ne olduğunu bilmesidir. Bilmem ki onu yapabilir miyiz. Belki en azından haykırı düşünenleri kendine getirmiş oluruz. Sevgi ve selamlarımla sağlıcakla kal.

      Sil
  4. Nazmi Abi Tebrikler Eline, Emeğine Sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim. Beğeniyorlar tebrik ediyorlar ama ben kim olduklarını hiç bilmiyorum ki altına bir de küçük isim yazsalar vallahi çok mutlu olacağım. Soyadını da istemiyorum sadece isim yazsa yeter Ben onu bilirim.

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ACI GERÇEĞİMİZ: KIBRISCIK

ANAM

İLÇEMİZDE EĞİTİM ATILIMI