HAYAD: YAŞAM KORİDORU

 Hayad: Yaşam Koridoru


“Hayad”, Anadolu’nun taş ve ahşap evlerinde, evleri ve odaları birbirine bağlayan avlu ya da koridorlara verilen addır. Bu sözcüğün anlamı duvarların ötesine uzanır; insanın iç dünyasına kadar varır.


Bolu’nun Kıbrıscık yöresinde de ahşap evlerin iç geçitlerine hayad denir. Bu geçit, yalnızca mimari bir unsur değil, yaşamın kendisidir. Çünkü insan bu koridorda yürürken, hem evin içinde hem de hayatın içinde ilerler.


Eskiler, hayaddan geçerken seslerini alçaltır, gönül kapılarını açık tutarlardı. Onlar için bu geçit, sadece odalar arasındaki yol değil; bireyin hayatına dokunan, ona yön ve kişilik veren bir sınavdı.


Bu sınav yalnızca manevi değildi; fiziksel bir gerçekliği de vardı. O ahşap evlerin hayadlarında yürürken atılan her adımın yankısı olurdu. Hem tahtaların gıcırtısı duyulur hem de bütün duvarlar hafifçe sallanır, adeta evin ruhu insan varlığına kendini hissettirirdi. Odalardaki insanlar bile bu sallantıyı fark eder, görünmez bir iletişim başlardı: "Beni anla," derdi her adım, "Farkında ol, ben buradayım." Bu sallantı, kişiye kendi varlığının ev üzerindeki etkisini hatırlatır, her adımını ölçü ve sorumlulukla atması gerektiğini söylerdi.


Bu koridorlarda, gündelik hayatla birlikte sevgi, saygı, görgü, edep ve ölçü de taşınırdı. Büyüklerin adımları, çocuklara sessiz bir ders olurdu. Ahlak, sözle değil, davranışla öğretilirdi. Böylesi evlerde yaşayanların ahlaki derinliği, toplumsal ve bireysel bilgelikleri, işte bu dar ama anlamı geniş koridorlarda biçimlenirdi. Hayad, insanın yalnız evini değil, karakterini de birbirine bağlardı.


O koridorlarda büyüyen çocuklar, sessizliğin terbiyesini, başkalarına yer açmanın zarafetini öğrenirlerdi. Yaşam, onlara her adımda saygı, ölçü ve sabırla yürümeyi öğretirdi.


Eskiden yalnız evlerin değil, köylerin, kasabaların, hatta şehirlerin sokakları bile birer hayaddı. Her taşın üzerinde bir öğüt, her bakışta bir ölçü gizliydi. Büyükler, küçüklerin gözeticisiydi; yanlış bir adım, tüm mahallede yankılanırdı. Doğru adımlar atmaya, kabul görmüş davranışları yapmaya özen gösterilirdi. Sokaklar da o evlerin koridorları gibiydi; orada da hayaddan geçilir, orada da insan kendini terbiye ederdi.


Bugün hızla tüketilen, görgüsü eksilen, ahlaki değerleri yozlaşan, saygısıyla sevgisi azalan hayat biçimleriyle karşılaştırıldığında, o günlerin çocukları bambaşka bir zarafetin, kaybolan bir bilincin hatırlatıcısı gibidir.


Hayaddan geçmek, yer değiştirmekten çok, hâl değiştirmektir. Çünkü evin içinden geçerken insan, kendi içinden de geçer. Anadolu evlerinde doğan bu kelime, aslında insanın özüne varan bir yaşam dersi taşır.


Ve şimdi… O geçitlerin sesleri hâlâ eski evlerin duvarlarında yankılanır, fakat onları duyan kulaklar azalmıştır. Çevrenize dikkatle bakarsanız, örnek alınacak büyüklerin yerini ekranlarda türetilen sahte kahramanlar almıştır. İnsanların yaşam alanları artık o koridorlar değil; bilgisayar oyunları, telefonlarında yarattıkları yapay dünyalar, bulvarlar üstündeki mağaza vitrinleri, avm'lerdir. Fakat genişleyen çevre, insanın iç dünyasını daraltmıştır. Hayadın öğrettiği incelik yerini gösterişe, ölçü yerini hırsa bırakmıştır. Böylece ahlaki çöküş, sessiz ama derin bir yankı gibi toplumun her köşesine yayılmıştır.


Hayad diyor ki: 

"Ben artık yaşam alanınızda yokum, elveda HAYAT!"


Bilim Nesin

Eryaman,25.10.2025 00.01


.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ACI GERÇEĞİMİZ: KIBRISCIK

ANAM

İLÇEMİZDE EĞİTİM ATILIMI