ŞÜKÜR MÜ HAK MI?
ONURLU YAŞAMIN SORGUSU
Şükür mü, Hak mı
Geçenlerde yanıma oturan biri, söz arasında, “Emekli misin?” diye sordu.
“Evet,” dedim.
“İyi işte, maaşın da var, şükret,” deyince kızdım.
41 yıl 7 ay boyunca şükretmek için değil; kimseye muhtaç olmadan, ihtiyaçlarımı karşılayıp insan onuruna yakışır bir biçimde yaşayabilmek için çalıştım.
“Beterin beteri var, haline şükret.” deyince çileden çıktım.
Şükretmek çoğu zaman bir öğüt gibi sunulur: “Nefes alıyorsan şükret.” En çok kullanılan sözlerden biridir. Oysa nefes almak, yaşamanın değil bu dünyada görünür olmanın göstergesidir. Gerçek yaşam, insan onuruna yakışır biçimde sürdürüldüğünde anlam kazanır. Bu nedenle şükür, bir zorunluluk değil; ancak hak edilenin karşılığı olduğunda bir tercih olabilir.
Toplumda sıkça duyulan bir söz vardır: “Şükret, daha kötüsü var.” Çoğu kez bu, hak arayışını bastırmak ve eksikliği normalleştirmek için söylenir. Oysa çalışan, üreten, emek veren her birey onurlu bir yaşam hakkına sahiptir. Eğer bir insan, yıllarca çile çekmiş, sabretmiş, üretmiş ve buna rağmen temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa; bu durum şükürle değil, adaletle ele alınmalıdır.
Şükür, eksikliği kabullenmek değil; var olanın kıymetini bilmektir. Mutlu bir aile, sağlıklı bir beden şükür sebebi olabilir. Ama var olan hak edilen değilse, orada şükür değil, sorgu gerekir.
Bir gömlek, bir çorap, bir gözlük ya da işitme cihazı; birkaç ekmek, bir bardak çay, sıcak bir yemek… Bunları karşılayacak bir kazanç lütuf değil; herkes için gerekli temel ihtiyaçtır. Bu ihtiyaçlar, bireyin emeğiyle hak ettiği şeylerdir. Unutulmamalıdır ki herkes bu dünyaya çıplak gelir, ayrılırken de yalnızca beyaz beze sarılıp gönderilir. Yaşarken unutulanlar, yaşarken kazanılan her şeyden daha değerlidir. Hepsi geride kalır.
“Ben gidip birilerine mi yalvaracağım?” diyen ses, aslında bir toplumun susturulmuş vicdanıdır. Çünkü hak ettiğinin mücadelesini veren, kimsenin hakkını yememiş, sadece emeğinin karşılığını isteyen kişidir. Bu bir talep değil, hak hatırlatmasıdır.
“El açıp eyvallah demem kendimden başkasına.” Bu söz, bireyin kendi onuruna, emeğine ve direncine duyduğu sadakatin ifadesidir. Eyvallah, küçülmenin değil; onurla dimdik durabilmenin halk dilindeki karşılığıdır.
Şükür, hak edilenin karşılığı olduğunda anlamlıdır. Ama eksikliği, adaletsizliği ve eşitsizliği örtmek için kullanıldığında sessiz bir baskı aracına dönüşür.
Bu baskıyı sorgulamadan şükrederek kabullenmekse akıl dışı, kör bir teslimiyettir:
Eksikliği görmezden gelmektir,
Adaletsizliği sorgulamamaktır,
Hak aramayı reddedip “kader” diyerek boyun eğmektir.
Oysa onurlu yaşamak yalnızca nefes almak değil; nefes alırken başını dik tutabilmektir.
Eryaman, 27 08.2025 00.25
ÇOK DOĞRU BİR YAZI…ÜLKEMİZDE ŞÜKÜRLE BİZİ KANDIRIYORLAR YÖNETİCİLERİMİZ…
YanıtlaSilİnsanın en büyük sermayesi sağlık ve akıldır. Aklı mutlaka kullanmak gerekiyor.
SilKanaatkârlık büyük bir hazinedir. Şükretmek ve hamd etmek güzelliktir, üstünlük tür. Çalışır Emek verir, ter dökenlerin fazlası ile istemek çalışanların hakkı olsa gerek, Ama tembelliği,boş boğazlık yapmayı alışkanlık
Sil