EMEKLİ, ERTELENEN HAYAT

EMEKLİ, ERTELENEN HAYAT


Bir zamanların en büyük köyünde doğdu. 

Kasabada okuyup hayata hazırlandı. 

Geçirdiği hastalık sonrası işitme kaybına uğradı. 

Başkentte yatılı okulu kazandı ama 16'sında okuldan atıldı. 

Düzinelerce değişik işte çalıştı. 

Üç yıllık lisenin 39 dersini 3 ayda başarıyla geçip bitirdi. 

Kasabasına döndü, gençliğinin el verdiği işlerde çalıştı. 


Engelinden dolayı askerlikten muaf tutuldu. 

20'sinde esnaf oldu, dükkan açtı. 

Daha bir yılı dolmadan darbe yönetilince hapse atıldı. 

Gecenin üçünde uyandırılıp başka bir şehirde üniversite sınavına götürüldü. 

Kazandı. 

İlk celsede tahliye edilince dükkanına döndü. 

İstanbul'da sınav için gittiğinde 8 saate yakın nezarette bekletildi; Kaçak araştırması yapıldı, çünkü başı sıfır numaraydı. 

Arkadaşıyla KYK yurdunda yatacak yer buldu. 

Sınav yerlerini bilmedikleri için erkenden kalktılar, sınava girdiler, kazandılar. 


İşitme kaybını fark edemeyen doktorun verdiği "sağlam" raporuyla okula kaydını yaptırdı. 

Babasının kurumunun yurdunda kalarak 2 yıllık okulu başarıyla bitirdi. 

Öğretmen olmayı hak etti ama 12 Eylül'ün engeliyle atanamadı. 


Yeniden dükkanına döndü ama dükkan onun için yeterli değildi. 

Kamunun açtığı sınavlara girdi, yazılı sınavların hepsini kazandı. Ancak torpil, işe başlamasına engel oldu.


Nihayet lise diplomasıyla KYK'nın İstanbul'daki öğrenci yurduna atandı. 3 yıl İstanbul'da, 3 yıl Ankara'da yönetim memurluğu yaptı. 

Ankara'ya geldikten sonra daha önce hiç tanışmadığı köylüsü ile evlendi. 

Okulunu bitirdikten 7 yıl sonra öğretmenlik sınavını kazandı 12 Eylül'den dolayı ataması engellendi, haberi olmadı. 

Kendisinden daha az puanlı köylüsü bir kardeşinin atamasından sonra girişimde bulunuldu. Başvurusunu yaparak muvafakat aldı ve öğretmenliğe geçti. 


Çoğu işitme engelliler okulunda olmak üzere 32 yıl öğretmenlik yaptı.


Ve nihayet 41 yıl 7 aydan emekli oldu.


Yıllarca bir ülkenin çocuklarına, yetişkinlerine okuma yazma öğretti. Onlara yaşam için gerekli olanları gösterdi. Her sabah ders zilinden önce okuldaydı. Sınıflarda yaz kış demeden anlattı, ders verdi. Yeri geldi baba oldu, yeri geldi kardeş, yeri geldi arkadaşlık yaptı. Ama şimdi... Artık emekli.


Emekli ama emeklilik ona dinlenmek değil, “gereksinimlerini karşılamayan maaşla hayatta kalma mücadelesi” oldu.


2021’de m 335aaşıyla 18 gram altın alabiliyordu. Bugün kendisine reva görülen maaşla 8 gram altını bile alamıyor. Ama ihtiyaçlar aynı kalmadı; onlar da büyüdü. Sadece fiyatlar değil, dertler de arttı.


İki kulağında da 90 desibele yaklaşan işitme kaybı var. Bugüne kadar 25 yıldır kullandığı tek cihazla idare etti ama artık o da yeterli olmuyor; diğer kulağı için de gerekiyor. İki cihazın bedeli 80 bin lirayı geçiyor. Çünkü ileri derecede işitme kaybına her cihaz uygun değil. Uygun cihazlara devletin katkısı bir zamanlar üçte iki iken, bugün sadece 8.000 lira.


Gözlerinde de 8 kusur var. Yurt dışından gelme özel camlarla özel gözlük kullanması gerekiyor. 10 yıl önceki fiyatıyla gözlük bedeli 1.000 Avro'ya yakındı. Bir aylık maaş yetmiyor. O günden bugüne aynı gözlüğü kullanıyor. Camlar çizilmiş, düzeltilemeyen kataraktan dolayı görüş iyice zorlaşmış. Ama camları değiştirecek parası yok. Çünkü gözlük artık bir ihtiyaç değil, tıpkı işitme cihazı gibi ulaşılamayan bir lüks.


Her ay maaş yattığında yaptığı ilk şey: Faturaları ödemek, Kartların parasını tamamlamak, Geriye bir tas çorba için para kalıp kalmadığına bakmak.


Diğer emekliler gibi sokaklarda oturup vakit geçirmiyor. Çünkü vakit geçirmek bile masraf.


Kitap yazıyor şimdi. Adını da kendi içinden koymuş: “Gözlerime Küstüm” Gözleri yorulmuş, kulakları ağırlaşmış, cüzdanı boşalmış ama kalemi hâlâ hayatta. Yazmaya devam ediyor. 


Çünkü vazgeçmemiş. Çünkü hayata dair hâlâ bir çabası var. Belki bir gün o kitap biraz kazanç getirir de, bir gözlük camı yenilenir, işitme cihazı alınır, bir nefeslik rahatlık yaşanır.


Bugün bir emekli sadece geçinemiyor değil... Hayatını ertelemek zorunda kalıyor: Bir gözlüğü, bir sağlık cihazını, dışarıda bir yudum çayı, hatta bir diş tedavisini…


Bu ülkede 41 yıl çalışan biri, bugün en temel sağlık gereksinimini karşılayamıyorsa; Bu, sadece o kişinin dramı değil, toplumun suskun utancıdır.


Sosyal devlet, yaşlısını, emeklisini, hastasını koruyandır. Koruyamıyorsa, orada bir eksiklik vardır. Ve o eksiklik sadece cebimizde değil, vicdanlarda hissedilir.


Yaya geçidinden geçerken bile taşıtlar tarafından saygı gösterilmeyen bir engellinin bu ülkede yaşamasına sahip çıkamayan bir yönetim, bence yönetim değildir.


İnsanca yaşama yönünden insanlara hizmet götüremeyenleri başımızda tutanların da ayıbıdır bu durum.


Emekli dostlara kolaylıklar

 ve sabırlar dilerim.


Bilim Nesin 
Eryaman, 15.06.2025 - 15:30


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

ACI GERÇEĞİMİZ: KIBRISCIK

ANAM

İLÇEMİZDE EĞİTİM ATILIMI