KIBRISCIK’TA EĞİTİM MUCİZESİYDİLER

 Kıbrıscık’ta Eğitim Mucizesiydiler:

Merkez Zafer İlkokulu ve Kıbrıscık Ortaokulu

Kimi yapılar vardır ki yalnızca taşla, kireçle, tuğlayla, tahtayla değil; umutla, emekle ve alın teriyle örülür. Onlar birer bina değil, bir dirilişin, direnişin, kalkınmanın, hatta bir varoluşun sembolüdürler. Kıbrıscık’ta halkın ve dönemin kaymakamının sırtında taş taşıyarak, köy köy gezip kazak, çorap, torba, havlu gibi satılabilecek ama halkın geçim kaynağını zedelemeyecek ürünleri toplayarak; bunları satarak ve devletten bir kuruş destek almadan kendi imkânlarıyla inşa ettikleri iki okul: Merkez Zafer İlkokulu ve Kıbrıscık Ortaokulu.

1958’de Kıbrıscık ilçe olduğunda, Karadoğan Köyü merkez kabul edildi. İlk kaymakam Necmettin Utkan, sırtında taş taşıyarak okulların temelini atan kişiydi. Ancak o kıvılcımı meşaleye çeviren, halkın bizzat kendisiydi. Yüzyılların biriktirdiği cehalete karşı açılan bu savaşta, başöğretmen Muhittin Yaman'ın öncülüğünde herkes elini taşın altına koydu. Kadınlar sırtlarında taş taşıdı, Ankara’daki ilk meclis binasında da çalışmış olan Nazif Yılmaz’ın önderliğinde duvar örenler, Osman Öztürk’ün başı çektiği imece usulüyle seferber olan köylüler, kapı kapı dolaşıp yardım toplayan çocuklar… Herkes bir araya geldi ve bir eğitim mucizesi gerçekleşti.

Ben de o mucizenin içinde büyüyen çocuklardan biriydim. Eğitim hayatım Melda Oskay öğretmenimle başladı. Onun sabrı, ilgisi ve sevgisiyle ilkokul sıralarında sadece okumayı değil, düşünmeyi, sorgulamayı, sorumluluk almayı ve kendimi ifade etmeyi öğrendim. Atatürk ilke ve devrimlerine bağlılığı ondan öğrendim. Dördüncü ve beşinci sınıfı ise Şaziye Orhan'la tamamladım.

Ortaokula geçtiğimde Kamil Polat, Layık Ercan, Mestan Uyanık, Murat Yılmaz, Ömer Cengiz, Salim Vural ve Zeki Işık öğretmenlerimle tanıştım. Derslerimize yalnızca sayacağımı öğretmenlerimiz değil ilkokuldan Ömer Dağ ile Yusuf Erk öğretmenlerimiz, kaymakamlıktan, orman işletmesinden, bankadan üniversite eğitimi görmüş müdürler, mühendisler, memurlar da girerdi. Milli Güvenlik dersimize mutlaka bir rütbeli subay katılırdı. Bu insanlar bize yalnızca bilgi değil, özgüven, vatan sevgisi ve sorumluluk duygusu da kazandırdılar. Onlar sayesinde bizler de geleceğe umutla baktık.

Ve elbette Emine Hala, İğneci Mehmet Amca, Nigar Teyze, Mahmut Amca, Tahsin Amca… Onlar yalnızca okuldaki görevliler değildi. Eğitimin sessiz kahramanlarıydı. Bizleri büyüten, yol gösteren, destek olan bu insanlar, okullarımızın can damarlarıydı.

O okullardan öğretmenler, doktorlar, mühendisler, hâkimler, iş insanları, sağlık çalışanları, askerler yetişti. Hayatın her alanında bu ülkeye katkı sağlayan bireyler oldu. Ve olmaya devam ediyor.

Kıbrıscık’ın her köyünden, her evinden bu okullara bir iz düştü. Eğitimin ışığı dağın başındaki köylere kadar ulaştıysa, bu halkın emeği sayesindedir.

Ne yazık ki bugün… O okullar sessizce yıkılıyor. 1999 depremi sonrasında sözde “depreme dayanıksız” raporlarıyla kaderine terk edilen, aslında dimdik ayakta duran bu yapılar, hiçbir vefa göstermeden tarihten siliniyor. Ne bir anı levhası, ne bir teşekkür, ne de bir iz bırakma çabası…

Yok olup gidiyorlar…

Oysa hâlâ içimde o sıralarda oturan, teneffüste koşturan, bahçesinde oyun oynayan o çocuk yaşıyor. Yıkılan sadece bir bina değil; çocukluğumuz, anılarımız, ortak hafızamız. Yerine ne yapılırsa yapılsın, o ruhu yeniden inşa edemezler.

Bazen “yıkım” yalnızca fiziksel değildir. Bir milletin hafızasına, köklerine indirilen sessiz bir darbedir. Ve biz, ne yazık ki bunu izliyoruz. Elimizden bir şey gelmiyor gibi görünse de, hiç değilse anıları yaşatabiliyoruz. Çünkü söz kalır, iz kalır. Kıbrıscık halkının yüreğinde o taş okullar hep dimdik ayakta durur.

En büyük endişem, bu yıkımın cehalete geçit açmasıdır…

Dilerim ki; Bu yıkıma imza atanlar, yıkıma göz yumanlar ve buna sessiz kalanlar, bir gün yaptıklarıyla yüzleşir.

Çünkü eğitim yoksa, gelecek de yoktur.


BİLİM NESİN 

Eryaman

 20.05.2025 16.30


Yorumlar

  1. Geçmişin kaybedilmesi,yitip gitmesi çok acı veriyor. Ben halâ umutsuzca Yazıca'dan geçerken eski İlkokulun yerine bakar ve arkadaşlarımı, kaptan çim taşıyarak koşa koşa bahçe düzenlemesi yaptığımızı hatırlarım.

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

ACI GERÇEĞİMİZ: KIBRISCIK

ANAM

İLÇEMİZDE EĞİTİM ATILIMI